Mikrobiyota Nedir?

Bağırsak Mikrobiyotası Nedir? Nasıl Oluşur?

Mikrobiyota dendiğinde akla gelen ilk bölge, sindirim sistemi ve bu sisteme ait organlardan biri olan bağırsaklardır. Bağırsak mikrobiyotası, çoğunlukla yararlı bakterilerden oluşmakla birlikte hastalık yapma özelliğine sahip patojen bakterileri de bulundurur. Farklı bir deyişle bağırsak mikrobiyotasını oluşturan ekolojik topluluk, kommensal (içinde yaşadığı konağa zarar vermeden yaşayan mikroorganizma), simbiyotik (içinde yaşadığı konağa muhtaç olan ve konağın da ona muhtaç olduğu mikroorganizma) ve patojen (hastalık oluşturabilen) mikroorganizmalardan oluşur. Yetişkin bir insanın bağırsağında yer alan mikroorganizmalar arasında yalnızca bakterilerin sayısının 40 trilyonun üzerinde olduğu düşünülür. Bu miktardaki mikroorganizma topluluğunun toplam ağırlığının 2 kilo kadar olduğu bilinir.

Sağlıklı bireylerde bu mikroorganizmaların ve türlerinin birbirine olan oranı dengededir. Ancak bu denge, beslenme ve çevresel etkenlere bağlı olarak zaman zaman değişim gösterebilir.

Bağırsak Mikrobiyotası Nasıl Oluşur?

Bağırsak mikrobiyatası, doğumla birlikte oluşmaya başlar. Özellikle normal doğum ile dünyaya gelen ve doğumun ardından anne sütüyle beslenen bebeklerde bağırsak mikrobiyotasının oluşumu hızlıdır. Bebeğin 3 yaşına gelmesiyle birlikte bağırsak mikrobiyotası büyük oranda tamamlanır ve oluşan mikrobiyota, tıpkı parmak izi gibi her bireyde farklı ve kişiye özeldir. Yaşamın ilk 3 yılında oluşumu neredeyse tamamlanan bağırsak mikrobiyotasının, yetişkinlik döneminde hemen hemen aynı kaldığı bilinir. Yaşlılık döneminde ise bir miktar farklılaşır. 

Bağırsak Mikrobiyotası Neden Önemlidir?

Bağırsak mikrobiyotasında yer alan bakteri çeşitliliği, türü ve sayısındaki değişim ya da farklı bir deyişle mikrobiyota dengesinin bozulması tıp dilinde disbiyoz olarak tanımlanır. Kişinin sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açan bu durum, sindirim sistemi ve bağışıklık sisteminin düzenli çalışmasına engel olabilir. 

Yapılan araştırmalar ışığında, dengeli ve sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotasına sahip olmak için besin öğelerinin yeterli, dengeli ve çeşitlilik sağlayacak bir şekilde tüketilmesi gerektiği söylenebilir. Aksi durumda probiyotik içeren ürünlerin beslenme alışkanlığına dahil edilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkabilir. "Forbiome ürünleri içerisindeki probiyotik mikroorganizmalar, sindirim sistemini düzenlemeye ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olur."

Bağırsak Mikrobiyotası Nelerden Etkilenir?

Bağırsak mikrobiyotası son derece kapsamlı bir konu olmakla birlikte bu alanda yapılan ilk çalışma 1907 yılına dayanır. O günlerden bu yana bağırsak mikrobiyotası hakkındaki çalışmalar hız kazanmıştır. Bağırsak mikrobiyotasını etkileyen pek çok etken, bu araştırmalar sonucunda ortaya konmuş olsa da bağırsak mikrobiyotasındaki mikroorganizma çeşitliliğinin ve sayısının fazlalığı nedeniyle bu konu hakkında hala pek çok çalışma yapılmaktadır.

Bağırsak mikrobiyotasını doğum şekli etkiler. Kişinin normal ya da sezaryen yöntem ile doğması mikrobiyotanın belirlenmesini önemli ölçüde etkiler. Normal doğum sırasında bebeğin, anneye ait vajinal, anal ve deri mikrobiyotası ile karşılaşması, bağırsak mikrobiyotasının oluşumu ile direkt bağlantılıdır. Farklı bir deyişle sezaryen ve normal doğum ile dünyaya gelen bebeklerin bağırsak mikrobiyotası, yaşamın ilk gününden farklılaşır. Sezaryen ile dünyaya gelen bebekler üzerinde yapılan bir çalışmada, bebeklerin ilk günkü gaitasında (dışkı) özellikle Laktobasil türü bakterilerin az olduğu görülmüştür. 

Mikrobiyotayı etkileyen bir diğer konu anne sütüdür. Anne sütü oligosakkaritler ve probiyotikler bakımından zengin, sinbiyotik bir besin kaynağıdır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde bağırsak mikrobiyotasında bulunan Bifidobacterium sayısının artmış olduğu bilinir. Ek besinlere geçiş ile birlikte bebeğin bağırsağında bulunan bakteri çeşitliliği hızla artış gösterir. 

Stres, mikrobiyotayı etkileyebilir. Annenin stres düzeyi ve yaşamın erken döneminde yaşanan stres, bu dönemde bağırsak mikrobiyotasının farklılaşmasına ve kişinin yetişkinlik dönemindeki davranışlarının değişmesine yol açar. 

Antibiyotikler, kullanıldığında bağırsak mikrobiyotasında yer alan iyi bakteriler de patojen (kötü) bakteriler ile birlikte zarar görür. Öyle ki bazı tür antibiyotiklerin yoğun kullanımı ile meydana gelen mikrobiyota değişimi, uzun yıllar boyunca eski haline dönmeyebilir.

Bağırsak mikrobiyotasını etkileyen faktörlerden biri de probiyotiklerdir. Probiyotikler, canlı mikroorganizmalardır ve yeterli miktarda alındıklarında sindirim sistemini düzenlemeye ve bunun yanı sıra bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olur. Probiyotikler, bağırsak mikrobiyotasında bulunan iyi bakterilerin sayısının artmasını ve patojen bakterilerin ise azaltılmasını sağlar. Böylece kişinin bağırsak mikrobiyotasının doğal dengesinin yenilenmesine ve korunmasına yardımcı olur. Probiyotiklerde hangi bakterilerin seçileceği önemlidir. Seçilen bakteriye ek olarak probiyotiğin içeriğinde bulunan canlı mikroorganizma sayısı da probiyotik seçiminde önemlidir. Örneğin Forbiome Kids probiyotik, BB-12®  ve Lactobacillus rhamnosuss GG probiyotik suşlarından oluşur ve ürünün her bir saşesinde 10 milyar canlı iyi bakteri bulunur. Probiyotikler, sindirim sisteminin düzenlenmesine ve kişinin bağışık sisteminin desteklenmesine yardımcı olan canlı mikroorganizmalardır.

Bağırsak Mikrobiyotası Neden Bu Kadar Popüler Hale Geldi?

Günümüzde beslenme ile bağırsak mikrobiyotası arasında karşılıklı ve güçlü bir ilişki olduğu kabul edilir. Bilinçli, dengeli ve sağlıklı beslenme konusuna önem verilmesi ile probiyotik kavramı da önem kazanmıştır. Probiyotik kullanımı, bağırsak mikrobiyotasına yararları ve insan sağlığına etkileri nedeniyle popüler hale gelmiştir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda bağırsak, mikrobiyota ve beyin arasında çift yönlü bağlantıların ortaya çıkarılması, mikrobiyotanın bilim insanları tarafından daha fazla araştırılmasına neden olmuştur.

İnsan vücudunun içinde ve üzerinde yaşayan mikroorganizma topluluğunun oluşturduğu mikrobiyota, 70 kilo ağırlığındaki bir insanın yaklaşık 2 kilosunu oluşturacak kadar fazladır. Bu mikrobiyotanın yaklaşık %95'i, çok büyük çoğunluğu kalın bağırsak olmak üzere sindirim sisteminde yer alır. Günümüzde gerçek bir organ olarak kabul edilen bağırsak mikrobiyotası alanındaki çalışmalar, dünya çapında hız kesmeden devam etmektedir.

Bağırsak Mikrobiyotası Bozulursa Ne Olur?

Bağırsak mikrobiyotasının bozulması olarak tanımlanabilen disbiyoz, insan sağlığını olumsuz etkileyen ve bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasına engel olan bir durum olarak kabul edilir. Bağırsak mikrobiyotasının bozulması sonucu istenmeyen pek çok farklı hastalık durumuna neden olabilir. Disbiyoz varlığında, bağırsak geçirgenliği bozulur. Bu durum, pek çok farklı hastalık ile bağlantılı olabilir.

Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotikler

Bağırsaklarda bulunan bakteri, virüs, mantar, arke ve protozoa gibi mikroorganizmalar, bağırsak mikrobiyotasını oluştururlar. Bu mikroorganizmaların bağırsaktaki kolonizasyonu ile ortaya çıkan bileşim, insan sağlığında ve hastalık gelişiminde rol sahibi olabilir. 

Son yıllarda sağlıklı ve dengeli beslenme konusunun halk sağlığı kapsamında değerlendirilmesi, probiyotiklerin etkileri üzerinde yapılan araştırmalar, probiyotiklerin sindirim sistemini düzenlemeye ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olduğu sonucunu doğurmuştur. Bu nedenle pek çok farklı probiyotik özellik gösteren bakteri türü üzerinde çalışmalar yapılmış ve probiyotikler piyasaya sürülmüştür. 

Günümüzde beslenme ile bağırsak mikrobiyotası arasında ilişki olduğu kabul edilir. Kişinin dünyaya geliş biçimi, beslenmesi, yaşadığı çevre, sosyal etkileşimi gibi etkenler bağırsak mikrobiyotasının farklılaşmasına yol açar. Bağırsak mikrobiyotasında yer alan bakteri sayısı ve türündeki değişimler kişinin sağlığını olumsuz etkileyebilir, bağışıklık sistemin düzenli çalışmasına engel olabilir. Bağırsak mikrobiyotasının bozulması, bağırsak geçirgenliğinin değişmesine yol açabilir. Dolayısıyla bağırsak mikrobiyotası, kişinin sağlık ve hastalık durumlarında önemli bir yere sahiptir. Bağırsak mikrobiyotası, kişinin bağışıklık sisteminin yanı sıra enerji metabolizmasını da etkiler. 

Kaynakça

1. https://jag.journalagent.com
2. https://dergipark.org.tr
3. http://sagens.erciyes.edu.tr
4. http://guncel.tgv.org.tr
5. http://guncel.tgv.org.tr
6. https://www.journalagent.com
7. http://ejfm.trakya.edu.tr
8. http://nek.istanbul.edu.tr
9. http://www.tuba.gov.tr
10. https://dergipark.org.tr
11. https://www.researchgate.net
12. https://www.tmc-online.org
13. http://turkhipertansiyon.org
14. https://dergipark.org.tr
15. Nagao-Kitamoto, H., Shreiner, A.B.,
16. Gillilland, M.G., Kitamoto, S., Ishii, C.
17. Hirayama, A. et al. (2016).
18. Functional characterization of ınflammatory
19. Bowel disease-associated gut dysbiosis in gnotobiotic mice.
20. Cellular and Molecular Gastroenterology Hepatology,
21. 2(4): 468-481. doi:10.1016/j.jcmgh.2016.02.003